Hazine Kutusu - Bir Güzellik Bakım ve Makyaj Blogu: Organik derken?

16 Mart 2013 Cumartesi

Organik derken?

Merhaba...

Son zamanlarda "organik" kelimesinin anlamı o kadar boşaltıldı ki, artık bu yazıyı yazmazsam yerimde duramazdım.



Arkadaşlar öncelikle şunu bilmemizde yarar görüyorum. Cildimize sürdüğümüz herşey ama herşey derinin altına geçip kana karışır. Parfümler, kremler, makyaj malzemeleri, aklınıza gelebilecek herşeyi cilt emip içine hapseder. Bu yüzden yediğimize içtiğimize nasıl dikkat ediyorsak cildimize sürdüğümüze de dikkat etmemiz lazım... Ama bunu yaparken ölçüyü de kaçırmamak lazım...

Şimdilerde herkes "paraben"lere takmış durumda, bir ürünün içinde paraben yoksa o ürünü "organik" ya da "doğal" ilan etmek gibi bir mantık hatasına düşüldüğünü görüyorum.

Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz, cidden merak ediyorum. Paraben dediğimiz koruyucu madde olmadığı zaman ürünlerin kullanım süreleri en fazla 3-4 hafta olur. Katkı maddesi olmadığı için de fiyatı tavanlarda gezer. Hala aldığınız 5-10 liralık nemlendiricilerde paraben var diye kızıyorsunuz, siz kendinizde misiniz???

Parabenden daha tehlikeli bir sürü kimyasal madde var. Bunlardan bence en kötüsü silikonlar! Çünkü cildi havasız bırakıyor, gözenekleri genişletiyor ve sivilce oluşumuna zemin hazırlıyor. Saç dökülmesinin en büyük sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Yani içerikte paraben olmadığında değil, silikon olmadığında sevinmeniz en doğrusu olacaktır.

Bir ürünün "organik" olarak tanımlanabilmesi için dünyaca ünlü sertifikalandırma kuruluşlarından onay alması gerekiyor. Bunun için de içeriğinin tamamının doğal, %20'sinden fazlasının da organik tarımla elde edilmiş olması şartı aranıyor. Ürünlerin doğal olması ve organik olması arasında dağlar kadar fark var. Doğal dediğimiz zaman akla şu gelmeli; herhangi bir tarlada/toprakta yetiştirilmiş bitkisel içerik... Ama organik dediğimiz zaman; zirai ve kimyasal ilaçlama yapılmamış, böcek ve haşerelerden olabildiğince uzak tutulmuş tarlada/toprakta yetiştirilmiş bitkisel içerik anlamlarına ulaşırız.

ECOCERT, NaTrue, BDIH, Eco Garantie, BIO Cosmetique ve ÖKO TEST gibi sertifikasyon kuruluşları şuan en güvenilir kuruluşlar, amblemlerinin olduğu ürünlere güvenebilirsiniz.

Ayrıca bir ürünün organik sertifikası kadar adil ticaretle üretilip üretilmediği de önemli! Fair trade şuan çok çok güvenilir bir kuruluş olmasa da benzer faaliyetler yürüten birkaç adil ticaret kuruluşu daha var. Olabildiğince aracısız ilk elden almaya özen gösterin. Afrikalı kadınların ekonomik özgürlüklerinin bu adil ve yerel ticaret olduğunu aklınızın hep bir yerinde tutun...

Konumuza geri dönersek; lütfen tekrar ediyorum, 5-10 liraya aldığınız kremlerin içinde paraben olup olmamasına değil, öncelikle silikon, fitalat, talk, lanolin, formol ya da formaldehid, fenoksietanol, sülfat, alüminyum, SLES, triklosan, EDTA, BHA, BHT, sentetik renklendirici ve kokular, petrol ve türevlerinin olup olmamasına dikkat edin! Oradan buradan duyduğunuz, kesinleşememiş, belli belirsiz bilgilerle hareket etmeyin. Şuan benim bu yazıda vurguladığım herşey kanıtlı ve kesinleşmiş olan şeyler, okuduğumuz belgeler ve makaleler buna ışık tutuyor.

Bu konuda son olarak sevdiğim blogger arkadaşım Sümeyye'nin blogunda yazdığı yazıya yönlendirmek istiyorum sizleri, hem daha detaylı hem de tehlikleli içeriklerle alakalı bilgiler de yer alıyor.

Buradan buyrun!


Sevgiler...

15 Yorum:

Aylin Ekşi dedi ki...

Harika bir yazı oldu! Çok bilgilendirici. Kesinlikle katılıyorum. Umarım zamanla bilinçli bir toplum haline geleceğiz.

j.d. dedi ki...

Herkes nedense parabene takmış durumda cidden.. Ucuz fiyatlara sahip ürünler alıp parabensiz falan olmasını bekleyen kesimde ayrı bir komik zaten...
Parabenden önce zararı kesinleşmiş bir çok madde varken sadece parabene takılıp aaa asla kullanmam diyenler önce bu yazıyı okuyup sonra araştırsalar azcık ne iyi olur..
Ellerine sağlık canım^^

Nilsuli' nin Dünyası dedi ki...

Yararlı bi post olmuş, yönlendirdiğin posta da bakıyorum hemen

Adsız dedi ki...

organik olduğunu düşündüğüm nvey eco markasını kullanmaktayım uzun süredir söylediklerinizin hiçbirini içermiyorr ancak yine de acaba iddia ettiği kadar organik midir ,verdiğim paraya değer mi diye de düşünüyorum zaman zaman kullanan varsa yorumlarınızı merak ediyorum...

ayşe

hazine kutusu dedi ki...

Aylin Ekşi; teşekkür ederim. :)

j.d.; teşekkür ederim canım, birazcık faydam dokunursa ne mutlu olurum.

Nilsuli' nin Dünyası; Elimden geldiğince birşeyler yazmaya çalıştım. Sümeyye'nin yazdıkları da çok çok faydalı, çok sağlıklı bilgiler...

Ayşe; Nvey Eco'nun yenebilecek kadar doğal olduğunu duydum, bunun dışında bir fikrim yok ama denemeyi düşündüğüm bir marka... :)

Ayşen Aynadakikedi dedi ki...

çok güzel bilgilendirici bir yazı olmuş canım teşekkürler.

Nilsuli' nin Dünyası dedi ki...

Yönlendirdiğin post şahane gerçekten. Essence ürünleri talk dolu diyorlar doğru mu?

hazine kutusu dedi ki...

Nilsuli' nin Dünyası; malesef toz/pudra ürünlerin büyük çoğunluğunda talk var. Essence de tabi ki masum bir marka değil bu konuda, The Balm'ın toz/pudra ürünlerinin %95'inde talk bulunmuyor. Bulunanlar ise içerik listesinin ilk sırasında muhakkak yazıyorlar, arada kaynatmıyorlar... Dikkatli olmak lazım, talk ciddi bir tehlike!

Aylin Gümüş dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş :)

www.aylininkozmetikgunlugu.com

Adsız dedi ki...

teşekkürler cevabınız için....AYŞE

Adsız dedi ki...

paraben konusu doğru ancak cilde sürülen şeyler kana karışmaz. o konuda yanlışın var.

hazine kutusu dedi ki...

Adsız arkadaş, nasıl bu kadar mesnetsiz konuşabiliyorsun? Asıl senin yanlışın var. Kozmetiklerdeki etken maddeler %60 oranında kana karışır. Üstelik büyük çoğunluğu da karaciğerde birikir. Hatta hamilelerde süte bile karışır, bunun oranı az ama bebek için riske edilemez. Merhemler, haricen sürülen ilaçlar nasıl kana karışırsa, kozmetikler de kana karışır. Araştırmanızda yarar görüyorum!

siren dedi ki...

cilde sürülen her şeyin kana karışmadığı konusunda adsız yorumcuya katılmak zorundayım.

cildimiz kocaman bir organdır ve asıl görevi iç organlarımızı dış etkenlerden korumaktır. bariyer görevi görür, yani cilde uygulanan emülsiyonun olduğu gibi kana karışmasını engelleyecek durumdadır. kozmetik ürünlerin temel işlevi de zaten cildin üst tabakası olan epidermis'in bakımını yapmaktır, ki bu geçici bir süre temizleme, nemlendirme ya da gerginleştirme gibi etkilerden öteye gidemez. ciltten kana karışabilecek kadar küçük moleküller çok azdır, mesela kafein bunlardan biridir. ancak cildimize uyguladığımız her şey kana karışsaydı vücudumuza nemlendirici niyetine sürdüğümüz yağlar bize kolesterol olarak geri dönerdi.

hazine kutusu dedi ki...

Bilgilendirme için çok teşekkür ederim. Bu konuyu açarken düşlediğim şeylerden biri de; öğrenebileceğim her yeni bilginin karşıma bir şekilde çıkmasıydı. Yanlışlarımın düzeltilmesi, yönelendirilmem en başta kendime, daha sonra konuya ulaşan insanlara ışık olmalıydı, hayalim buydu... Umarım devamı gelir, bu denizdeki her damlaya erişmek niyetindeyim... :)

siren dedi ki...

rica ederim, umarım konuyu açıklığa kavuşturabilmişimdir : )

Yorum Gönder

Kötü söz de, iyi söz de sahibinin aynasıdır!

İslam başta olmak üzere dinleri, yaşam tarzlarını, ırkları ya da herhangi bir zümreyi aşağılayıcı, siyasi, ırkçılık, hakaret ve tahrik içeren, hukuki sorunlara yol açacak yorumları asla onaylamam!

Dozunda yapılan, olumlu eleştiri ve uyarılar başımın tacıdır!